08 Kasım 2009 Pazar

Gevrek...



İnsanı garip bir şekilde mutlu eden şeyler vardır.Ufak tefek şeyler...
İçinize bilmem hangi zamanda kaçıp,arada bir "ce ee!" diyen Pollyanna tarafınızda değil,gerçekten dudaklarınızın kenarında hissettiğiniz mutluluklar.
Ya da bana mı oluyor bunlar hep bilmem ama,pek çoğunuza göre simit olan şu resimdeki yuvarlak ve susamlı şey bize göre -ki biz demekten hep mutluluk duydum- düpedüz gevrek:)
Ama yanındaki bildiğiniz çay;)
Biz genelde bu süper ikilinin yanına martıyı da alır ve voltranı oluştururuz,mekanın Alsancak-Pasaport-Karşıyaka vapuru olduğunu söylememe bilmem gerek var mı?
Hayatımın 22 yıla yakınını geçirdiğim güzel şehrimin,sohbet sahnelerindeki dekorunun vazgeçilmez iki unsuru.
Başbaşayken doyuran gevrek değil dostluk olurdu,ısıtansa çay değil sohbet...
1 yıldan fazla oldu,vapur yerine dağlar,imbat yerine kuru rüzgarlar eşlik eder oldu ama hala ne vakit anlatmaya kalksam,masadaki bu ikili her defasında ağzımdan laf almayı çok iyi beceriyor.
Bilmiyorsunuz,5000 kilometre ötede sır vermek çok da kolay değildir oysa...
Ama çayım sizler gibi fabrikadan markete,marketten evime gelmiyor,valiz çayı benimki gevrekse şükranlarımı sunduğum üniversitenin Türk aşçısından...
Martılar gelmiyorlar çünkü burada martı yok,birgün seslerini ne denli özlediğimi anladığımda farkettim olmadıklarını ve bu sayede öğrendim kilometrelerce öteden bana martı sesini dinletebilecek dostlarımın varlığını.
Çok dedikodu yaptım Yettomla masada bu ikili bize bakarken Can Yücel sokağının kıyısındaki gevrek(!) sarayında:),mideme çok kramp girdi gülmekten,gelen geçen çiftlerle çok dalga geçtik güldük gevrek gevrek,dershane vakitleri çok kahvaltı ettim sabahın altısında sevdiğim ilk adamla,onu bir kenarda bıraktık,baktım onlar hala yanımda,bu defa gülen martılar oldu en gevreğinden:)
Pazar seanslarında Çağrıyla,Esramla çoğu zaman evde söverken ona buna,Sinemimle İnciraltı'nda...

Demem o ki;
uzar gider bu liste ama,Türk çayı ve dumanı üstünde bir simit-gevrek ya da adı her neyse varsa yanınızda,karşınızda sevdiğiniz biri de oturuyorsa tadını çıkarın,öyle özlüyor ki insan bunları tam istediği dekorun içinde bulamayınca...
Yaşadım oradan biliyorum.
Burada gün bitti oysa sizin hala şansınız var;)

Mutlu pazarlar...


ÖYKÜ ATÖLYESİ İÇİN...

6 kişiyle iyice dolmuş kuyu:):

Yıldız Yağmurları dedi ki...

Alıp götüren hatırları kimde yokki;) Ama ben nedense çok hüzünlendim bu satırlarda, gerçekten hüzünlümüydü yazdılarınız bilmem ama nedense beni... neyse;) Sevgiyel kalın, güzel paylaşımınız için ayrıca teşekkürler.

((¯¨¤» TU¥U «¤¨¯)) dedi ki...

Yıldız Yağmurları;
hüzünlüydü evet,
sahnenden uzaktaysan,en güzel filmin içinde bile olsan konuk oyuncu gibi hissediyorsun kendini...
Ama hüznün içinden huzuru çıkarmayı öğreneli epey oldu:)

Ben teşekkür ederim ve her zaman beklerim;)

HEREDOT dedi ki...

Tuyucum elimizdeki şeylerin değerini bilmemiz gerektiğini hatırlattın tam unutmuşken...Aklıma biz eskilerin deyimiyle beyazdaki ders öncesi yaptığımız kahvaltılar geldi...Gel bi an önce de gevrek sarayında güzel bi kahvaltı yapalım...

((¯¨¤» TU¥U «¤¨¯)) dedi ki...

:)
Çağrıcım;
geleyim de kahvaltıyla başlayalım,Miko'da akşam keyfiyle noktalayalım:)

Şehrime selam söyle,
bir de onu çok sevdiğimi...
olur mu arkadaşım?

HEREDOT dedi ki...

Şehrin de seni çok özlemiş Tuyucum...Dört gözle bekliyor...

((¯¨¤» TU¥U «¤¨¯)) dedi ki...

:)